HacIM SULTAN'DA GÖRÜLEN KERAMET MOTİFLERİ *

İsmail Özmen

Hem Ahmet Yaşar Ocak’ın “Kültür Kaynağı Olarak Menâkıpnâmeler” adlı yapıtını, hem de aynı konuda yazılmış Afyon Üniversitesi Uşak Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Salih Gülerer’in “Hacı Bektaş Veli’nin Halifelerinden Kolu Açık Hacım Sultan” isimli yazısı ile tarafımdan hazırlanmış olan “Simgeler Kenti Bektaşilik” adlı iki ciltlik eserin içeriklerini ele alarak konumuz velâyetnâmenin ritüel ve motiflerini sınıflandırdığımız da, Hacım Sultan’ın keramet motiflerini özellik, nitelik ve içeriklerine göre bazı gruplara ayırarak irdeleyip, incelemek ve bir sonuca varmak olanağı ve olasılığı her zaman mevcuttur. Bu sınıflandırma ve gruplandırmayı sırasıyla ele alalım:

          A)    HACIM SULTAN’IN KENDİ VÜCÛDUNDA GÖRÜLEN KERAMET MOTİFLERİ

            1) Yemeden İçmeden Ve Uyumadan Uzun Zaman Durabilme:
Hacım Sultan özellikle yeni bir yerleşim birimine geldiği zaman, bazen birkaç gün, hatta kimi de kırk gün hırkasına bürünerek yemeden, içmeden ve hattâ uyumadan riyâzetle meşgul olurdu. (Kara hisar kalesindeki öykü).

          2)    Güvercin Donuna Girme:

Hacı Bektaş Veli ve Hacım Sultan, Mekke ve Medine ziyaretlerinden sonra Rûm iline tek gövdeli, iki başlı bir güvercin donuna girerek gelirler.

        3)   Hacım Sultan’ın Öldürücü Ve Tahrib Edici Şeylerden Etkilenmemesi;

                 a)    Silahtan etkilenmeme:

Hacım Sultan müridleriyle Seyyîd Gazi Zâviyesi’ne giderken aralarına yeni katılmış bir derviş Hacım Sultan’ı öldürmek ister ve ona bu niyet ve kasıtla hücûm eder. Alca adlı bu kişi kılıcını üç kez Hacım Sultan’a vurduğu halde, kılıç onu kesmez ve batmaz.

                 b) Ateşte Yanmama:

Bu motifin, bizzat Hacım Sultan’ın kendi vücudunda meydana gelmemesine karşın, burada incelemeyi gerekli, uygun ve yerinde gördük. Şöyleki, Seyyîd Gâzi Zâviyesi şeyhi Kara İbrahim, Hacım Sultan’ın tekkeyi ziyarete gelmesinden hoşnut olmaz ve kızgın bir fırına girmesini ister. Hacım Sultan dua eder. Hacım’ın emriyle alev alev yanan kızgın fırına giren Derviş Burhan’a bir şey olmaz, ateşten yanmadan çıkar.

            4) Cinsel Duygulardan Uzak Durma:

Hacım Sultan, yeni evli bir çiftin evinde kalırken, köy halkı gelin ile Hacım Sultan arasında cinsel ilişki olduğu hakkında dedikodu çıkarır. Hacım Sultan evin erkeğini sahradaki bir ağacın altına götürür, kendisi de ağaca çıkar. Adam aşağıdan yukarı doğru bakınca, Hacım Sultan’ın bacakları arasında, hayaları yerinde ‘kırmızı ve ak iki gül’ görür. Kaldı ki, nefsine hakim evliya bir zata bu iftira sayılmaz mı; Hacım Sultan’ın mücerret olduğu iddiası, çocuklarının ‘nefes evladı’ olması da onun  herkesin bildiği cinsel duygulardan uzak olduğunu göstermez mi?

          5) Bir Anda Çok Uzak Mesafeler Kat’edebilme:

Hacım Sultan, Hacı Bektaş’ın başını traş ederken bir avaz duyar ve uyku âlemine dalar. Hacı Bektaş ne olduğunu sorar. Hacım Sultan, “Akdeniz’de bir kişi gemisiyle batmaktaydı, yardım diledi, tam onu kurtaracaktım ki, o başka bir er’i çağırdı. Eli elimde kaldı.” deyip, eli Hacı Bektaş’ın önüne bırakır. Hacı Bektaş’ın ikna olmaması üzerine, elini uzatır; Akdeniz’de bir yunus balığının kulağına parmağını geçirerek getirip Hacı Bektaş’ın önüne koyar. Bu onun, kerameten bile olsa, çok uzaklara gittiğini öyküleştiren bir motiftir.

         B) DOĞA VE EŞYALAR ÜZERİNDE GÖSTERDİĞİ KERAMET MOTİFLERİ:

 Gerek İslâmiyet’te, gerekse Hıristiyanlık ve Musevilik gibi diğer tek tanrılı dinler ile çok tanrılı dinlerde keramet sahibi kimseler; şaman, evliya, ermiş-eren, aziz, veli gibi sözcüklerle adlandırılıp anılır. Böyle kutsal özellik ve nitelikler taşıyan kişilerin kerametler göstererek doğa, doğa varlıkları ve günlük eşyalar üzerinde etkilemeler yaptıkları bilinen durumlardandır. Bu halleri de bir sınıflamaya ya da gruplandırmaya tabi tutmak olasıdır:

          1) Cansız Varlıkları Kendiliklerinden Hareket Ettirme:

Kayaları ve tepeyi yürütme, Öyük köyü halkının sığırlarından Hacım Sultan sorumludur. Yaşlı bir kadın, Hacım Sultan’ın itirazlarına rağmen, ineğini izinsiz nahır sürüsüne katar. Kurt bu ineği parçalayınca da kadın kadıya başvurur. Kadı, Hacım Sultan’dan ineği kurdun yediğine ilişkin kanıt, tanık göstermesini ister. Bunun üzerine Hacım Sultan, kurdun ineği yediği kayaların yanına gider. Eliyle vurur, kaya beş parçaya bölünür. Ve bu kaya parçaları Hacım Sultan’ın peşinden gelir, kadı huzurunda konuşur, tanıklık ederler.

Hacım Sultan, Seyyîd Gâzi Zâviyesi’nin yakınında Kızılkaya denilen bir tepe üzerinde kırk gün, sadece sağ ayağı üzerinde riyâzetle meşgul olup ibadet eder. Hacım Sultan tepeden inip gidince, tepe de onunla yürümeye başlar.

                 2)    Irmağı Yarıp Karşı Tarafa Geçme:

Hacım Sultan ve dervişleri Seyyîd Gâzi Zâviyesi’ne kurban kesmek için giderlerken yollarında bulunan Banaz Irmağı’nın taştığını ve geçecek bir yer olmadığını görürler. Hacım Sultan ırmağa hitaben bir konuşma yapar. Bu hitap üzerine ırmak iki parçaya bölünür. Bu haliyle ırmağın yarısı akar gider, diğer yarısı olduğu yerde kalır. Böylece kafile karşı tarafa geçer. Musa peygamberden bu yana benzeri öyküler, birçok veli için söylenir.

                 3)    Asayı Ağaç Yapma:

Hacım Sultan Geyikler’de  kendisini görmeye gelenler için asasını toprağa diker. Asa yapraklanır. Ancak ne ağacı olduğu belli değildir.Yine Seyyîd Gâzi Zâviyesi’nin yakınındaki bir tepeye asasını diker. Asanın kırk gün içinde mavi yaprakları ve yemişleri olur.Hacım Sultan nefes evladı Otman (Osman-Numan)’ı evlendirdikten sonra bir asa diker, bu asadan bir ağaç olur ve yemişleri her derde devadır. Otman’a bu ağaca bekçilik yapmasını söyler.Hacım Sultan asasını iğde ağacının üzerine diker. Asa ağaçla birlikte yeşillenerek büyür.

                 4) Mevsimi Dışında Meyve Oldurma:

Hacım Sultan, Öyük köyünde misafiri olduğu kişiyi kışın zemheride bir sahraya götürür. Hacım Sultan’ın duasıyla sahradaki söğüt ağacından türlü yemişler biter.

             C) DOĞA GÜÇLERİNİ VE OLAYLARINI İSTEDİĞİ GİBİ YÖNELTME MOTİFLERİ:

                 1)    Yağmur Ve Dolu Yağdırma:

Şeyh Kara İbrahim, Hacım Sultan’ı ateşle denemeye kalkar. Şeyhin bu davranışı Hacım Sultan’ı hiddetlendirir. Dua eder, birden her yan bulutlarla dolar. Şiddetli yağmur ve dolu yağmaya başlar.

            2)  Yıldırımı Kullanma:

Üsteki parağrafta bahsettiğimiz olayın ardından, Şeyh Kara İbrahim korkarak kaçmaya başlar. Tam bu sırada bir yıldırım şeyhin tepesine çakarak onu helâk edip öldürür.

     3) Kayadan Ve Yerden Su Fışkırtma

Karahisar’a gelen Hacım Sultan, büyük bir kayanın yanında ibadetle meşgul iken, Tuğrul Bey ve adamları yanına ziyaret için gelirler ve sıcaktan canları su ister. Onlar bunu söylemeden Hacım Sultan, ayağa kalkar “Ya Allah” diyerek, elini kayaya vurur. Eli, kayaya hamura gömülür gibi gömülür. Elini çıkardığı kayanın yeni açılan deliğinden temiz, duru ve tatlı bir su fışkırır, misafirleri içerler. Kalkıp el ayak öperler. Bu çeşmeye sonradan Taş Pınar adı verilir.

Öyük köyünde,  Hacım Sultan ayağını yere vurur, ayağını vurduğu yerden su çıkmaya başlar. Köy halkı içme suyu olarak bu pınarı kullanırlar.

     4) Cansız Varlıkları Konuşturma:

Daha önce sözünü ettiğimiz kayaları yürütme kerametinin sonunda, kadı’nın huzuruna gelen kayalar, kurdun ineği yeme olayının nasıl ceryan ettiğini anlatarak, Hacım Sultan’ın lehinde şahitlik yaparlar.

          F) HAYVANLAR ÜZERİNDE GÖSTERDİĞİ KERAMET  MOTİFLERİ:

            1)  Yabanî Hayvanları Hizmetinde Kullanma:

Hacım Sultan Öyük köyündeki sığırları kara bir boğaya güttürür. Bu boğa kurban edilene kadar Hacım Sultan’ın hizmetinden ayrılmaz. O nereye gitse onu izler.

            2) Hayvanları Konuşturma:

Yukarıda sözünü ettiğimiz kara boğa kurban edileceği zaman Hacım Sultan’la konuşarak helâlleşir.

             3) Hayvanları Taş Haline Getirme:

Hacı Bektaş-ı Veli ile Hacım Sultan Rûm iline gelirken yolda iki arslan karşılarına çıkar. Saldırmak için kükrerler. İki veli birlikte dua ederek “kaf “ derler. Arslanlar bir anda taş kesilir.

   G) GİZLİ ŞEYLER ÜZERİNDE GÖSTERDİĞİ KERAMET MOTİFLERİ:

    1) Akıldan Geçenleri Bilme, Düşünceyi Okuma:

Hacım Sultan, dünya ile ilişkisini kesip, riyâzetle uğraşırken, Tuğrul Bey ve adamlarının söylemeden susadıklarını, su arayıp içmek istediklerini bilir. Telapatik bir olay mıdır bu bilinmez.

            -Sandıklı’ya gelen Hacım Sultan pek iyi karşılanmaz. Bir kısım insanlar onu giyim ve görünümünden dolayı kovmak için çeşitli bahaneler uydurur, çeşitli tertipler içine girerler. Onların bu düşünceleri Hacım Sultan’a malûm olur. Hacım Sultan durumu yakınlarına bildirir.

            -Hacım Sultan Susuz’a geldiğinde buradaki yörükler onu kendi yaylalarında istemezler ve öldürmeye niyetlenirler. Yörüklerin bu kötü düşünceleri Hacım Sultan tarafından bilinir.

            -Derviş Burhan’ın Horasan’dan yanına geleceği Hacım Sultan’a malûm olur.

           2) Gelecekte Olacakları Haber Verme: Hacım Sultan, Sandıklı’da kendisine kast ve buğz edenlerin kırk gün içinde öleceğini Derviş Hacı’ya haber verir.

   H) İNSAN ÜSTÜ GÜÇLERDE GÖSTERDİĞİ  KERAMET MOTİFLERİ:

Hazreti Peygamber Muhammed Mustafa’yı (S.a.v), Hacım Sultan, iki kez rüyasında görür. Ondan kendisinin yapması gereken şeyler hakkında emirler alıp, yapacağı ve yaptığı işler hakkında bilgiler verir. Olagan-dışı olayları menakıpnâme’ye yansıttırır.

   I) BİYOLOJİK MAHİYETTEKİ KERAMET MOTİFLERİ:

            1)  Ölü Hayvanı Diriltme:

Hacı Bektaş-ı Veli tarafından kendisine verilen tahta kılıcı bir merkep üzerinde deneyen Hacım Sultan merkebi ikiye böler. Merkep sahibi sakkanın Hacı Bektaş’a şikâyeti üzerine Hacım Sultan dua ederek merkebi diriltir.

                 2)    Cinsiyet Değiştirme:

Menteşe ilinde erkek çocuğu olmayan bir beyin yetişmiş bir kız çocuğu vardır. Ancak bey erkek çocuğunun olmasını çok arzu etmektedir. Bunun için birçok aziz kişiden yardım ister, ama bir türlü dileği olmaz, bey aziz kişilere kızıp küser. Hacım Sultan kızın kendisine yaptığı hizmeti beğenir ve onu Tanrı’ya dua edip yalvararak erkek haline dönüştürür.

                 3) Yaşlı Bir Kadını Çocuk Sahibi Yapmak:

Seksen yaşındaki bir kadın Hacım Sultan’a izzet ikram gösterir. Hacım Sultan kadına “bana varır mısın?” der. Kadın kabul eder. Herkes Hacım Sultan’ın kadınla evleneceğini sanır. Hacım Sultan kadını kıbleye döndürüp üç kere üzerinden, üç kerede arkasından sıçrar. Kadının ağzına nefesini üfler ve dua eder. Böylece çok yaşlı kadın hamile kalır. Müddeti dolunca bir erkek çocuk doğurur, bu çocuk Hacım Sultan’ın evladıdır. Soyu bu çocuktan türer. Hacım Sultan çocuğun adını Otman-Numan koyar. Otman büyüyünce bir süre haramilik yapar, sonra dervişliğe döner. Hacım Sultan bunları bilir, önceden hepsini söyler. Bu Otman’nın Fatih Sultan Mehmet (1432-1481) döneminde yaşamış, İstanbul’u alacağını gün olarak önceden ona haber vermiş, bunun üzerine bir süre Padişah’ın sarayında misafir edilmiş, Horasan’dan geldiği ve Balkanların Türkleşmesinde büyük emeği geçtiği söylenen, Oguzca konuşup, şiirler söyleyen, Velâyetnâmesi olan, Bektâşi/Hurufî şeyhi Otman Baba (Hişam Sultan) (öl.1478) ile isim benzerliğinden başka bir ilgisi yoktur. A.Yaşar Ocak, anılan yazısında bunların ikisini aynı zât olarak gösterirken de yanılmaktadır.

   İ) VELİLİĞİNİ KABUL EDENLERE YÖNELİK KERAMET MOTİFLERİ:

                 1-Başkalarını Ermişliğe Kavuşturma:

Genç bir kızken erkek yaptığı kişiye Hacım Sultan kendi adını verir. Bizzat ‘Oğlum’dediği bu genç Hacım Sultan’ın duasıyla velayet sahibi olur. Evlenir. Çocukları olur. Yolağın yayılmasında emeği geçtiği söylenir.

Hacım Sultan’ın, nefes evladı Otman, büyüyünce velâyet sahibi olur. O da evlenir, çocukları olur; bir dönem haramîlik yaptığı, sonra derviş olup yola hizmet ettiği bilinir.

                 2-Ejderha İle Savaşıp Öldürerek, Halkı Kurtarma:

Hacım Sultan ve dervişi Burhan ormanda bir ejderha ile karşılaşırlar. Hacım Sultan korkunç bir nara atar. Naranın şiddetinden dağ, taş yerinden oynar. Hacım Sultan ağzından ateşler çıkararak, ejderhayı yakıp, kavurur. Germiyan Beyi’nin öldürülmesini istediği canavar bu ejderhadır.

                 3-Az Yiyecekle Çok Kişiyi Doyurmak:

Hacı Bektâş Velî, Hacım Sultan’ı yurduna gönderirken, ona alem, seccâde, çerağ ve sofra verir. Bu yolağın işaretleridir, velilik nişâneleridir. Hacım Sultan Susuz’daki zâviyesine yerleşince sofrayı bir ağaca astırır. Dervişler ve gönül dostları acıkınca, canları ne isterse dileyip, sofrayı ağaçtan indirip yedikten sonra, toplayarak tekrar ağaca asarlar. Sofra cömertlik, birlik, yardım simgesidir.

Hacım Sultan’ın veliliğini kabul edenlere karşı şu kerâmet motifini de sayabiliriz; Hacı Bektâş Veli ile Hacım Sultan Anadolu’ya gelince buradaki erenler, “Sizin irşâdınız kimdendir?” diye sorarlar. İki veli birlikte dua eder. Gökten üzeri beyaz bir yazı ile yazılmış yeşil bir ferman iner. Yazıyı okuyan erenler tatmin olur. Hacı Bektâş Velî ile Hacım Sultan’ın duası ile Anadolu Erenlerinin tüm çerağları söner.

          J) VELİLİĞİNİ KABUL ETMEYENLERE YÖNELİK KERAMET MOTİFLERİ:

            1) Başka Bir Veliye Keramet Gücüyle Üstün Gelme:

Hacı Bektaş-ı Veli ile Hacım Sultan güvercin donunda Rûm’a gelince, Hacı Tuğrul adındaki bir eren onları yakalamak maksadıyla doğan şekline(donuna) girerek onlara gelir. Hacı Bektaş Veli ya da Hacım Sultan, doğan daha kendilerine hamle yapmadan tekrar insan şekline girip doğanı boğazından kavrar. Karaca Ahmet oğlu Hacı Tuğrul yaptığı yanlışlıktan dolayı af dileyerek onların üstünlüğünü kabul eder.

-Hacım Sultan, Seyyîd Gazi Zâviyesi’nin şeyhi Kara İbrahim’i Tanrı’ya yalvarıp dua ederek yıldırımın çarpması sonucu ölmesiyle ona üstün gelir.

-Horasan’da kıtlık çıkınca, Kara Baba adında bir velî, Hacım Sultan’a verilen sofrayı geri almak için Susuz’a gelir. Kara Baba, Hacım Sultan’a bir ok atar. Ok gelip Sultan’ın önüne dikilir. Hacım Sultan, “Bu kişi buraya benlikle, gururla geldi. Kendi okuyla onu helâk edelim” diyerek, aynı oku geri fırlatır. Bu ok Kara Baba’yı göğsünden vurarak öldürür.

Bu olaylar, Hacım Sultan’ın aktöresel ve etik açıdan her zaman doğrunun yanında olduğunu, olaylar karşısında insanların nasıl davranmaları gerektiğini gösteren örneklerdir.

          K) HASIMLARINA BEDDUA EDEREK MUHTELİF BİÇİMLERDE CEZALANDIRMA MOTİFLERİ

            1) Başlarına Bir Hastalık Getirerek Cezalandırma:

Sandıklı’da bir kısım halk Hacım Sultan’ı öldürmek için harekete geçerler. Hacım Sultan bunlara beddua eder ve kırk gün içinde ölmelerini diler. Nitekim yirmi gün sonra bu kişiler veba hastalığına yakalanırlar; kendileri, karıları, oğulları kırk gün içinde ölürler.

Hacım Sultan, Susuz’a geldiğinde burada yaşıyan yörükler onu istemezler ve öldürmekle tehdit ederler. Hacım Sultan yörüklere beddua eder. Yörükler arasında çaresiz bir hastalık yayılır. Bu hastalıktan birçoğu telef olup ölürler. Diğer yörüklerce onların ölüleri bir mağaraya yığılarak üzerleri kireçlenir. Sandıklı’da ölenlere de benzeri işlem yapılır.

            2) Bir Felaket Getirerek Cezalandırma:

Bu kerâmete konu olan kadın, Hacım Sultan’ın hasmı değildir. Çocuğu olmadığı için Seyyîd Gazi Zâviyesi’ne adak için gitmektedir. Hacım Sultan ona bu isteğinin kendisi tarafından da yerine getirileceğini söyler. Ancak kadın Hacım Sultan’ın veliliğine inanmaz ve korkarak kaçar. Hacım Sultan “taş doğurasın” diye beddua eder. Kadın, hamile kalır ve günü dolunca da taş doğurur.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, bu keramet motiflerinin büyük çoğunluğu Hacım Sultan’a ait özgün motiflerdir. Velâyetnâmede ona ait olmayan başka inanç motifleri de mevcuttur. Aslında tüm bu motiflerin kaynakları da belirlenmek suretiyle saptanmaları daha doğru, yerinde bilimsel bir çalışma olur diye düşünüyoruz. Çünkü menâkıpnâmelerdeki birçok motif ortak benzerlikler gösterir. Hacım Sultan, Türklerin belleğindeki veli tipine uygun düşen bir veli tipidir. Tüm kerametleri de bu velî tipi ürünüdür, ona göredir.

 

*Bu makale, İsmail Özmen’in, “Hacım Sultan Velayetnamesi ve Ocakları,Ankara,Beğdili Yayınları,2009” kitabından alınmıştır.