mehmet mahir ÖzkoluaÇIK (MAHİRİ)

İsmail Özmen

 Asıl adı Mehmet Özkoluaçık olan Mahirî, Hacı Bektaş Veli’nin amcası oğlu Kolu Açık Hacım Sultan soyundan gelen bir Bektaşi dedesi ve ozanıdır. Babası (Kırbıyık) İsmail, anne adı Emine’dir. Hicri 1303 Miladi 1885 yılında Malatya’nın Yazıhan ilçesine bağlı Karaca köyünde doğdu. Leğenuşağı adıyla anılan aile topluluğuna mensuptur. Leğenuşağı’nın yetiştirdiği en önemli dedelerden biridir. Birinci Dünya Savaşına katıldı, üç kez evlendi. Tarikat yönünden kendisini geniş bilgi ve görgü ile donatarak üst düzeyde yetiştirdi. Hacı Bektaş Dergâhı postnişini Veliyettin Çelebi’den“Hacım Sultan evladı” olarak el ve icazet aldı.(Ona icâzet veren çelebiler arasında postnişin makamında oturan A.Cemalettin Çelebi, Veliyeddin Hurem Çelebi, Ali Rıza Ulusoy, Feyzullah Ulusoy yer almaktadır.) Ölünceye kadar dedelik yaptı. 10 Şubat 1952 tarihinde Hakka yürüdü. Mezarı  köyünde olup, soyu birinci hanımı Selver’den olma Hatice Özmen adlı kızının  çocukları ile sürmektedir. Eldeki mevcut şiirleri Ali, Ehl-i beyt, Hünkâr Hacı Bektaşi Veli sevgisiyle dopdoludur. Şiirlerinin büyük çoğunluğu kaybolmuş ve yayımlanmamıştır. Rahmetlinin köyde yapılı mezarı üzerinde Hacı Bektaş Dergâhı postnişinlerinden çelebi Hasan Hulki Rıza Ulusoy’un bizzat yazdığı “Hüvel-baki” yer alır; bu kitabede:

                                             HÜVELBAKİ

 

Aslı hanedandır, hem nesli tahir              Mehmedi Mahir eyledi vefat

Tarikat müftüsü idi, Mehmed-i Mahir       Hasan Hulkî diler  ruhuna

Pir-i Tarikata eyledi otuz sene hizmet     Muhammed’den şefaat

Hacı Bektaş Veli eyler ruhuna himmet   Hacım Sultan zade Seyyit Mehmet Mahir

        Doğum: 1303                                 Ölüm: 15.2.1952

 

yazılıdır.

Şiirlerinden bir kısmı "İsmail Özmen, Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi c.5, s. 67-73" te yayımlanmıştır.

 

                                   ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

 

                                             -1-

Mestâne suyunda yundum arındım           Varınca saraya içeri alındım

Ferhat oldum bu gün güzel Şirin’e           Üçlerle Kırklarla demde bulundum

Bir kâmil mürşide bağlandım kaldım          Terk edip özümde Allah’ı buldum

Hâb-ı nazda gönül verdim birine              Müşerref kıldılar pirin nuruna

 

                        Sakilik emr-oldu hem saki oldum

                        Ölmeden ölerek can baki oldum

                        Hak bende Mahirî, ben Hak da oldum

Yeni agâh oldum Hakkın işine

 

        -2-  
        

Nasıl ayrıldın o yârdan                Kaldır gönlündeki kara melâli

Dost elinden gelen sail               Kimden kime aksederdi kemâli

Haber ver kaşı karadan               Vasf eyle bizlere sulbü cemâli

Dost elinden gelen sail               Dost elinden gelen sail (1)  

 

Emir aldın mı canandan              Mahir’in arzusu kuzu

Gözlerim yolunu candan              Şükür gördüm gören gözü

Dertliyim derman Lokman’dan     Hâki paye sürem yüzü

Dost elinden gelen sail               Dost elinden gelen sail

 

                                             -3-        

 

Diz çökmüş oturur Zülfikâr elde                Atalar belinden madere geçtik

Ben şahımı gördüm şükür gaziler              Ham ile hâsı eleyip seçtik

Dâim zikredelim vasfını dilde                   Güvercin donunda semaya uçtuk

Ben pirimi gördüm şükür gaziler               Remzimizi her can bilmez gaziler

 

Hasan Hüseyin’in odur atası                    Hakkın emri ile teşerrüf ettik

Hakikatte müminlerin Hüdası                   Urum diyarını biz irşad ettik

Zeynel Abidin’in ulu dedesi                     Suluca höyük’te ikâmet ettik

Koç şahımı gördüm şükür gaziler              Beden bir baş iki olduk gaziler

 

Muhammed Bâkır’dan Ca’feri Sadık          Urum Erenleri cem olup geldi

Musâyı Kâzım’ın nurundan indik               Ali’ye velilik fermanı indi

Taki’nin lütfuyla Naki’ye erdik                 Pir “biat alınsın” diye buyurdu

İmam Rıza ile geldik gaziler                    Cümlesine rehber olduk gaziler

 

Hasan’el Askeri’ye canımız verdik             O demde cümleye nasip verildi

Muhammed Mehdi’den ruhsatı aldık         Ehl-i irfan olan gerçeği gördü

Battal Gazi ile çok kâfir kıldık                   Elime nusretlik kılıcı verdi

Çar cihette birlikteydik gaziler                 Tekbirle belime taktık gaziler

 

Gâhi bülbül olduk gâhi gül olduk              İsmim Hacım idi Koluaçık koydu

Gâhi sultan olduk gâhi kul olduk              Ehl-i irfan bunu gözleyip duydu

Gâhi nihan olduk gâhi var olduk               Kalbimi günahtan gümandan soydu

Nice nice devran döndük gaziler              Üstadımla yârigârdık gaziler

 

Nişabur şehrinde hazır bulunduk               1303’de eyledik zuhur

O ulu mürşidle Mekke’ye vardık                Dillerde ismim Mehmedi Mahir 

Lokman Perende’den ilmi öğrendik           Mabudum mürşidim bir ırk-ı tahir

Hod be hod cemâlin gördük erenler          Kâlü-belâ emrindeyik gaziler

                                                      -4-

Gönül dalgalıdır, yaralı yürek                   Cevahirler döktüm alan olmadı

Bu yaraya merhem kimler sürecek           Kadir- kıymetimi bilen olmadı

Tamamen Küffeli olmuş Yapalak (2)        Mürşidin emrine gelen olmadı

Estir gelsin tufan yelin sultanım               Batın kılıcıyla çal can sultanım

 

Emrettin bizlere şükretmek gerek            “Lâ” dedi secerden asla dönmedi

Gittikçe aslına döndürdü felek                 Şir-i pençe Âli-abâ’yı bilmedi

Huzurda kabuldür inşallah dilek                Evlad-ı Hünkâr’dan nasip almadı

Kadit et görsünler hâlin sultanım             Yaksın münkirleri yalan sultanım

 

                        Mahiri’nin duasını kabul et

                        Âhir zaman tamam tekmil ol vakit

                        Bedahşan’ı islah eden koç yiğit

                        Yoluna sarf ettim varım Sultanım

 

Kadit et:Kurut-Yalın:Alev-Bedahşan’ı islah eden koç yiğit: Ebâ Müslim Horasanî.

 

                                                    -5-

Gözlerim kamaştı yüzüne baktım              Emr-oldu Dünya-yı faniye geldim

Ta kal-u beladan var benim ahdım           Çok günler geçirdim karalı bahtım

Eller Mehdi gözler pir benim Mehdim        Uykudan uyandım dört yana baktım

Ol sahip zamana erdi elimiz                    Nasip veren zâta düştü yolumuz

 

                        Mim Muhammed ismim oldu Mahirî

                         Sinim tamam bu yıl kırk beşe erdi

                         Nasipler verici kısmetim verdi

                         Bülbül gibi şeydalanır dilimiz

 

                                                    -6-

 

Köşede oturup bıyık kıvırdın                     Bir ismin Ali’dir, bir ismin Abbas

Tavşan eti helâl diye buyurdun                Yazılmış kalbine hannası vasvas

Cehaletin cümle âleme duyurdun             Şimdi şöhret buldun hocadan miras

Bu zülme  aptallık isnattır yahu                Eski sinler sana şöhrettir yahu

 

Kelpe rakip olup tazı gezdirdin                 Sakalı yoldurup bıyık kestirdin

Çekip ırakıyı gözün süzdürdün                  Hünkâr ismi olanları susturdun

Nice müminleri yoldan azdırdın                “Fak bûlüğü” “fak tüluğ”dur yazdırdın

Uyanık canlara kasıttır yahu                    Bu size büyük bir mesnettir yahu

 

                        Bu kul Mahirî’nin geldi coşuna

                        Ulu sevda tacın urdu başına

                        Pir Şah’a bend olmuş elde işi ne

                        Âdem kim, insan kim isbattır yahu

 

                                                      -7-

 

Günden güne hayaline yeldiğim               El bağlayıp divanına durduğum

Kesti muhabbeti nedendir bilmem            Pervane olup şûlesine yandığım

Aşka gelip dalgasına döndüğüm              Mecnun gibi sahralarda kaldığım

İşim efgan oldu nedendir bilmem             Bir derd-i Leyla mı nedendir bilmem

 

Üç gündür görmezsem sanki bin yıldır      Nesimi gibi derilerim yüzdürsen

Kulda kusur çoktur cürmünü bildir            Nuseyrî gibi boyuncuğum vurdursan

Al şu arzuhâlim müşkülüm çözdür             Cabir gibi fırınlara girdirsen

Çözülmez düğümler nedendir bilmem       Yanarım billahi emrinden dönmem

 

                                   Hoş olmaz mı Mahirî’yi güldürsen

                                   Aşk-ı muhabbetten bin tad aldırsan

                                   Sevdanın içinde yakıp öldürsen

                                   Söyünmez odların nedendir bilmem

 

                                                      -8-

 

Tan yıldızı gibi parlayıp doğdum               Evvel serçe olup dallara kondum

Aya karşı hükmünüz yok erenler              Arı gibi her çiçeğe el sundum

Sevdim ise ben bir Leyla’yı sevdim           Sürmeli bülbülüm bir güle yandım

Çok görmeyin bunu bana erenler             Bu sırra agâhtır aşkı bilenler

 

                              Kim ne bilsin kul Mahir’in hâlini

                              Şükür dosta yakın etti yolunu

                              Yana yana buldum Ali oğlunu

                              Yanmayınca nur olur mu erenler

 

                                                      -9-

 

Biz pendimiz pirden aldık             Siyasette Mansur olduk

İhtiyaç yok ele kardeş                Biz bülbülüz güle konduk

Bir Leyla’ya Mecnun olduk           Velüyeddin pir’e yandık

Düştük dilden dile kardeş            Lebi benzer bala kardeş

 

Haram zina bizde yoktur             Karganın arzusu b..tur

Mürşüdümün nutku haktır          Biz güvercin şüphe yoktur

Ölümden korkumuz yoktur         Gel karış yolumuz haktır

Ha gelsin ha belâ kardeş             Mahi ol dal göle kardeş

 

Hamdulillah yâre erdik                Elif Hakka doğru yoldur

Haktan derde çare bulduk          Heft huruftan müşkül bildir

Her suyun geçidin gördük          Yüz yiğirmi sekiz nedir?

Asla gitmek sele kardeş              Ârif isen bilen kardeş

 

                                   Mahir erdi gizli hâle

                                   Şu hoş kelâm geldi dile

                                   Şahta hata olur m’ola

                                   Bu mümkün mü yalan kardeş

 

                                                    -10-

 

Virane bahçede meyve olur mu              Hiç şûlesiz pervaneler döner mi

Bağbancı gelip de tımar vermezse           Puta tapan Hakka secde kılar mı

Bülbül ah eyleyip feryat kılar mı               Hünkâr evladına biat eder mi

Cemalettin (3) gibi gülzar olmazsa           Sulbden sulbe gelen Cemal olmazsa

 

Hocasız cihanın ilmi olur mu                    Körler vaktin imamını bilir mi

Hoda-yı  nabitler buna kanar mı              Puta merbut olan terkin kılır mı

Her muhanet bu manayı anlar mı            Hünkârın yoluna doğru gelir mi

Bir muhabbet sadık yâre ermezse           Elinde Zülfikâr Ali gelmezse

 

                        Mahir böylesine mümin denir mi

                        Ham iken, çürükken meyve yenir mi

                        Şah-ı Merdan Ali Hünkâr durur mu

                        Gönlümüz açılıp yola gelmezse

 

                                                     -11-

 

Gel ey gönül umut kesme Mevlâdan         Pir sevdasın çıkarma gel serinden

Hamı has eyleyen sultanımız var              Kûn deyip binamız kurdu yaradan

Hakka şükür oku sıtkı can ile                   Deli gönül seni pervane eden

Dört kitap içinde furkanımız var                Cana şûle veren Cemal’imiz var

 

Gül ile bülbülü var eden sultan                Sen sen olup gönül dönme bu dârdan

Şeytanı durdurup kalbini yuyan                Canım ziyalandı Şahın nurundan

Loğ taşını hamurlayıp un eden                 İşte gelip ders al Hurrem pirinden

Hacı Bektaş gibi hünkârımız var                Âleme şavk veren Haydarımız var

 

                        Ey Mahir’im tefrik olma yerinden

                        Ham diye bırakma beni kolundan

                        Tuttum demanından salmam elimden

                        Dile destur veren imanımız var    

 

                                                -12-

 

Ela gözlüm teşriflerin nereden                 Bilemedim ne hâl geçti aradan

Merhaba, hoş geldin, sefalar ile               Bülbüllerdir her dem güle zar eden

Gayet hub yaratmış seni yaradan             Cemâlin şûlesine pervane olan

Gören âşık olur sevdalar ile                     Durma gel  yanına defalar ile

 

                                Ham hayâldir insanları har eden

                                 Benlik davasıdır Haktan dûr eden

                                 Affeyle kusurum gül yüzlü Yezdan

                                 Mahir kulun geldi hatalar ile

 

                                                 -13-

 

Bre vay başı boş ahmak kişiler                 Dünya bir hub gelin bize kaş eder

Size bir pend ile nasihatım var                 Açar gizli sırrın şimdi faş eder

Ârif olan kelâmını gûş eder                     Her ne ise olur hükm ile kader

Açıldı perdeler göründü didâr                  Sulbü pederimden süzünce mader

 

Mevsim bahar değil hava kış eder             Bir gün dümdüz olur hâke bu bina

Gönül dalgalanır durmaz coş eder             Ruh bakidir konan göçer bu hana

Âşık maşuğundan bâde nûş eder             Figan, fırgat ile geldik cihana

Mürşidin bilenler etmesin keder               Uçar gider kuşum tufan tufana

 

                        Mahir’im meftunum bir hub canana

                        Benzettim cemâlin Yusuf Kenan’a

                        Yitirdim aklımı oldum divane

                        Dost yolunda tenim yansın biçare

                                                    -14-

Gel bu kapıya hor bakma              Sakın doğru yoldan çıkma

Ali burda, Veli burda                   Güzel canın oda yakma

Sana bana zeban veren              Yapılmış binayı yıkma

Gevherlerin kânı burda                Yapan burda, çatan burada

 

                        Mahir sen kendini yokla

                        Kimsenin ayıbına bakma

                        Mürşidin emrinden çıkma

                        Tarik-i müstakim burada

 

                                                    -15-

Çoktan beri göremedim gül yüzü             Günden güne görür idim ben yâri

Bağışla cürmümü n’olur sevdiğim             Hasretin gönlümü eyledi zâri

Meftunum ben sana Horasan piri             Günah affeylemek ceddinin kârı

Bağışla cürmümü n’olur sevdiğim             Bağışla cürmümü n’olur sevdiğim

 

Ali-yel Mürteza Ahmedi Cemâl                 Bâkır, Cafer, Kâzım, Rıza envârî

Hasan’la Hüseyin şehitler seri                  Taki, Naki, Askeri’dir serdarî

Pişivalar pişivası ol Zeynel                        Muhammed Mehdi’ye  bağışla barî

Bağışla cürmümü n’olur sevdiğim             Bağışla cürmümü n’olur sevdiğim

 

                        Bihakkı hürmeti Hacım Sultanı

                        Unutma Mahirî keremler kânı

                        Haksız karar kılmaz cesede canı

                        Bağışla cürmümü n’olur sevdiğim

 

Mahirî vefat ettikten sonra Hünkâr Hacı Bektaş Veli evlatlarından şair postnişin-mürşid Hasan Hulkî Rıza Ulusoy;Mehmet Mahir Efendi'den "Hacım Sultan Zade Seyyid Mehmet Mahir" diye bahsettiği meşhur hüvelbakiyi yazıp göndermiş ve Karaca köyündeki mezarı-kabri üzerine aynen yazılmıştır

 

                                            

 

(1) Mahirî bu şiiri, köylüsü ve yakın arkadaşı olan rahmetli şair Hasan Çağların 1930 yılında Hacı Bektaş Dergâhını ziyaretten köye dönüşü sırasında doğaçlama  söylemiştir.
(2)Yapalak, bir kısım taliplerinin bulunduğu Elbistan’a bağlı Küçük Yapalak köyü olup bu köyde dedelik yaparken gece ahıra giren istemezler Mahiri’nin atının kuyruğunu kesmişler,  onun bu olaydan duyduğu üzüntüsünü  şiire yansıttığı anlaşılıyor.
(3) Ahmet Cemalettin Çelebiyi  anımsatıp vurguluyor.