TÜRK HALK KÜLTÜRÜNDE GÜVERCİN MOTİFİ *

Yrd.Doç.Dr. A.selim Doğan*

Güvercinin Türk halk kültürü ve inanışlarında sevginin, saflığın, aşkın ve barışın simgesi olarak, halk oyunlarımızda da derin anlamı ile yaşatıldığı görülmektedir.

Giriş

Günlük yaşantımızda iç içe olduğumuz, farkında olmadan hayatımızın bir parçası haline gelen güvercinler, zaman zaman kutsallık yüklediğimiz, insanlık için masumiyetin, barışın ve sevginin sembolü olmuşlardır. Barışın sembolü sayılan bu uysal kuş, inanç dünyamızda da oldukça önemli bir yere sahiptir. Zira avlanmasının uğursuzluk getireceğine inanılmakla birlikte yaşamının kolaylaştırılması için her türlü fedakarlık yapılmıştır. Türkler tarafından hoş karşılanmamış olsa da, güvercin yetiştiriciliği zamanla bir meslek halini almış, halk arasında kuşbazlık olarak adlandırılan bu meslek güvercin ırkının gelişmesine de vesile olmuştur. Güvercin, Uygur metinlerinde “ kögürçgün, kögürçken, kögürçün”, Divanü Lügati’t-Türk’te “kökürçkün”, Gagavuzca’da “güvercin”, Kumukça’da “gögürçün”, Tatarca’da “kügerçin”, Karaçak-Malkar Türkçeside “kögürçün”, Türkmence’de “kokürçgün” şeklinde kullanılmakla birlikte Anadolu ağızlarında güvercin, “gövercin, göyerçin ve göğerçin” şeklinde kullanılır (Yılmaz, Savaş,Ertuğrul, 2012).

            Türk Kültüründe ve İnançlarda Güvercin

Hazar Türklerinde güvercinin yuva yaptığı evin sahibinin, zengin olacağı inancı hakimdir. Ayrıca bu kuşlar kesilmez ve eti de yenmez. Beyaz renkli güvercinlerin, Hz. Ali türbesindeki ak güvercinlerden olduğu inancı yaygındır. Türbedeki beyaz güvercinlerin arasına karışan siyah renkli güvercinlerinde bir sure sonra beyazlaştığı rivayet edilir. Aynı zamanda güvercin

Anadolu’da ve Güney Azerbaycan’da da kutsal sayılır ve avlanmaz. Hat sanatında da güvercin şeklinde besmele istifi yapılmıştır (Kalafat 2002).

Tatar Türklerinin şiirlerinde aşk ve barışın sembolü olarak çift beyaz güvercin karşımıza çıkmaktadır (Yılmaz, Savaş, Ertuğrul, 2012).

Özbek Türklerine göre insan, beden, can ve ruh olmak üzere üç bölümden oluşur. İnsan ölünce bedeni çürür ve toprak olur. Can semaya doğru uçup gider. Yaygın olan inanışa göre can insan vucudundan güvercin, kelebek, pervane şeklinde uçup gitmektedir. (Baydemir, 2009)

Türk masal ve destanlarında güvercin motifi sıksık karşımıza çıkmaktadır. Kaşkarlı Mahmud’un eseri olan Divanü Lûgat-it Türk’te kuşlar beylik, kut ve talih simgesi olarak yer alır. Bunun dışında Kutadgu Bilig, Dede Korkut, Gülistan, Mahzen-i Esrar, Hüsrev ve Şirin, Kelile ve Dimne, Manakıbu’l Arifin, Mesnevi, Hayatü’l- Hayvan, Teba-yı Hayavan, Saltuknâme, Enveru’l Aşıkîn gibi eserlerde de bir çok kuş türüyle birlikte güvercin de yer almaktadır(Çoruhlu, 2011).

Türk efsane ve masallarında, şekil değiştirme motifi oldukça dikkat çekicidir. Şekil değiştirme “ don değiştirmek / donuna girmek” şeklinde ifade edilmiştir (Artun, 2004).

Dede Korkut Destanlarından “Duha Koca Oğlu Delü Dumrul “ destanında, Deli Dumrul’un meydan okuduğu Azrail’in canını almaya gediğinde, kılıçla kendisine hamle yapan Deli Dumrul’da Azrail güvercin kılığına girerek bacadan kaçar. (Ergin, 2008).

Bu motifin en çok bilinen ve halk arasında en yaygın olanı, Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Velî’dir. Hünkâr Horasan’a hücüm edip Müslümanların mallarını yağmalayan ve Hoca Ahmet Yesevinin nefes oğlu Katbuddin Haydar’ı esir alan kafir Bedahşan halkıyla savaşmaya şahin donunda gelir ve işinin sonunda güvercin donunda Horasan’a uçup gider. (Ocak 1983).

Hacı Bektaş ‘ın Rûm’a gelişi Velâyetnâme-i Hacım Sultan’da, Hünkâr’ın Anadolu’ya güvercin donunda geldiği nakledilir (Ocak, 2009).

Ebû Müslim destanında, Ebû Müslim’in ölümünü kabullenemeyen taraftarlarının, Ebû Müslim’in beyaz bir güvercin şeklinde göğe havalanıp kaybolduğuna inanıldığı nakledilir. Sûfî müelliflerden Ahmet Bîcan’ın Envâru’l Aşıkîn adlı eserinde bu motifi çok sık kullandığı görülür. Örneğin şeytanın Davut Peygamberin gözüne kıymetli taşlarla süslü altın birgüvercin olarak göründüğü rivayet edilir (Ocak, 1983).

Güvercini bütün dünya milletlerinin hafızasına nakşeden en önemli olay NuhTufanı’dır. Nuh Tufanı Aşağı Mezopotamya’da Sümer ülkesinde bügündenyaklaşık 5000 yıl once meydana gelmiş doğal bir su baskını olayıdır. Bu olayı diğerlerinden ayıran en önemli etken, din ve inanç sistemi içinde yer alması ve bütün dünyada efsaneleştirilmiş olmasıdır. Bu duruma Yahudi ve Hristiyanların yaygın bir şekilde yer vermeleri etkin olmuştur. Müslümanların bu duruma        katkısı oldukça azdır. Ilk defa Sümerce yazılmış Nuh Tufanı’nın yazılı olduğu tablet, Akad, Babil, Hitit, Hurri ve İngiliz dillerine çevrilmiştir. Nuh Efsanesi 5000 yıllık zaman içerisinde 6 defa yazıya dökülmüştür. 1- Ziusudra Destanı (Sümer), 2- Atrahasis Destanı (Akad), 3- Gılgamış Destanı (Sümer), 4- Tevrat/Zebur ve İncil metinleri (Musevi ve Hristiyan)1, 5- Berossus’un tarih kitabi (Babil), 6- Moses of Koren’in Ermeni Tarihi Kitabı (Ermeni) (Köksoy, 2003).

İslâmiyetin güvercine bakışı Musevilik ve Hristiyanlık’ta olduğundan farklıdır. Zira Kur’ân-ı Kerim’de güvercine rastlanılmamaktadır. Hz. Muhammed (s.a.s)’ in Hz. Ebubekir (r.a) ile birlikte Medine’ye hicretleri sırasında, Kureyş müşriklerinden gizlendikleri Sevr mağarasının önüne bir örümceğin ağ örmesi ve yuva yapan iki güvercin ve yumurtalarının oluşu müşrikleri bu mağaraya girmemelerine neden olmuştur. Söz konusu bu vâkadan dolayı müslümanlar örümcek ve güvercine ayrı bir önem verirler ve öldürülmelerini günah sayarlar.  

1- Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.) güvercin peşinde dolaşan bir adam görmüş de: “(Bu adam) şeytan kovalayan bir şeytandır” buyurmuştur (Ebû Dâvûd, Süleymân b. Eş’as, 1992).

İmam Nevevî'nin açıklamasına göre, yumurtasını alarak kuluçkaya yatırmak, kendilerini seyrederek, üzüntüyü dağıtmak, postacılıkta kullanmak gibi maksatlarla, güvercin beslemekte bir sakınca yoksa da uçurmak için güvercin beslemek mekruhtur. Kumar için beslemekse kesinlikle haramdır. Bu maksatla güvercin taşıyan kimsenin şahitliği de reddedilir. İşte hadiste güvercine "şeytan" denilmesinin sebebi insanı böylesi zararlı işlerle meşgul edip, onu esas vazifesinden alıkoymasındandır. Onun peşinde gezen kimseye "şeytan" denilmesi ise kendini onun arkadaşlığına kaptırıp aslî vazifelerini unutmasındandır.

Güvercin peşinde gezen kimsenin şahitliğinin reddedilmesi, gözleriyle sürekli olarak güvercinleri takib ettiği için çoğu zaman gözünün önünde cereyan eden hâdiseleri göremeyişi ile açıklanabilir.

2- Câbir b. Semûre’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)’in mührü iki kürek kemiği arasında olup güvercin yumurtası büyüklüğünde kırmızımtırak bir yumru şeklinde idi.” (Müslim, Ebu’l-Huseyn b. el-Haccâc,1992, Menâkıb, 11.)

3- Safiyye bint-i Şeybe şöyle demiştir: “Rasûlullah Mekke'nin fetih yılı (fetih işini tamamlamakla) sükûnete kavuşunca devesi üzerinde Kâbe’yi tavaf etti. Hacer-i Esved'i de Mıhcen denilen değnek ile istilâm etti (yani değneği ona sürdü). Sonra Kâbe’nin içine girdi. Orada “Aydan” denilen hurma ağacından yapılmış güvercin şeklinde bir put buldu. Onu kırdıktan sonra Kâbe’nin kapısında durup kırdığı putu dışarı attı. Ben de O'na bakıyordum.” (İbn Mâce, Muhammed b. Yezîd el-Kazvinî 1992)

4- İbn Abbâs’tan şöyle dediği rivayet olunmuştur. Hz. Peygamber bir güvercini hedef tahtası olarak bir yere bağlayıp ona taş atan Ensar’dan bir topluluğa uğradı ve “Kendisinde ruh bulunan hiç bir şeyi hedef tahtası yapmayınız” buyurdu (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1992)

5- Atâ’dan şöyle dediği rivayet olunur: Osman b. Ubeydullah b. Humeyd’in oğlu bir güvercin öldürdü. İbn Abbâs gelince babası oğlunun yaptığını ona haber verdi. Bunun üzerine İbn Abbâs ona: “Bir koyun kurban et ve onu fakirlere dağıt” dedi (Şâfiî, Muhammed b. İdrîs 1987).

6- Atâ’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir adam bir güvercin ve iki yavrusunu evine hapsedip Arafat ve Mina’ya gitti. Geri döndüğünde onları ölmüş buldu. Adam İbn Ömer’in yanına gelip durumu ona anlattı. İbn Ömer bundan dolayı üç koyunu sadaka olarak vermesine hükmetti (İbn Ebî Şeybe, Abdurrahman b. Muhammed, 1409)

7- Yezîd b. Meysere’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: İsa (a.s.) arkadaşlarına şöyle derdi. “Allah yolunda güvercin gibi aptal, safdil olabilirseniz olun” derdi. “Güvercinden daha safdil bir hayvan yoktur” denilirdi. Şöyle ki onun yavrularını altından alır ve kesersin fakat o yine yuvasına döner ve orada yumurtlayıp yavru edinir (Ebû Nuaym Ahmed b. Abdillah, 1983)

8- Câbir’den Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Varlığım elinde olan Allah’a yemin olsun ki Kâbe’nin bir dili ve iki dudağı vardır. Bir gün Allah’a: “Ey Rabbim! Ziyaretçilerim azaldı” diyerek şikâyette bulundu. Bunun üzerine Allah ona şöyle vahyetti: “Ben çok (cehennem azabını düşünerek) çok korkan ve çokça secde eden bir topluluk (Muhammed Ümmetini) yaratacağım ki onlar, güvercinin yumurtalarını özlediği, sevgi duyduğu gibi seni özler ve sana sevgi duyarlar.” (Taberânî, Süleymân b. Ahmed, 1993) Bu hadislerden yola çıkarsak, güvercinle gereğinden fazla meşgul olup ibadetten geri kalmak hoş karşılanmamakla birlikte, güvercin üzerinden canlılara zarar verilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Canlılara zarar verenlere ise sadaka bir ceza olarak ön görülmektedir.

 

*TÜRK HALK KÜLTÜRÜNDE VE ERZURUM KADIN BARLARINDA GÜVERCİN MOTİFİ, A. Selim DOĞAN,

*
Yrd.Doç.Dr., Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bilimleri Bölümü

 

1 bkz: Kutsal Kitap:Yaratılış 8:8/8:9/8:10/8:11/8:12. Levililer:

1:14/5:7/5:11/12:6/12:8/14:22/14:30/ 15:14/15:29. Sayım: 6:10. 2. Krallar: 2Kr.6:25. Mezmurlar:

55:6/56:0/68:13. Ezgiler:1:15/2:14/ 4:1/5:2/5:12/6:9/ Yeşaya: 38:14/59:11/60:8. Yeremya: 48:28. Hezekiel: 7/16. Hoşea: 7:11/11:11. Nahum: 2:7. Matta: 3:16/10:16/21:12/. Markos: 1:10/11:15. Luka: 2:24/3:21. Yuhanna: 1:32/2:14/2:16.