hacI bektaŞ veli'nin eserlerinden Örnekler

İsmail Özmen

              A ) 1 – ŞİİRLERİ:
 
Bazı yazarlara göre Hacı Bektaş”ın şairliği yoktur, ona ait olduğu ileri sürülen şiirler başka ozanların ona atfen söyleyip yazdıkları edebî ürünlerdir. Ulu Pir'in tüm eserleri gözönünde tutulduğu taktirde onun da  ozanlık yönünün bulunduğu hemen sezilip anlaşı labilecek bir konudur.Yunus Emre'ye buğday yerine buğday sayısınca  nefes önerisi de bunu doğrulayan bir olgudur.Zaten şiirsiz, sazsız, sözsüz Alevilik olmaz, olamaz.Pir’in sözleri, yapıt ları, yaşayış tarzı, tutum ve davranışları da baştanbaşa şiir ve şiirsel bir ortamı anımsatan olgu, imaj ve bulgular yumağı olarak tarihin karşısına çıkmaktadır diyebiliriz. Hacı Bektaş, her yönüyle insana, Tanrı'ya doğru akan bir nehirsel şiirdir. İnsanın özü ve türküsüdür. Ummandır, güneştir.Katredir, zerredir.

Dostumuzla beraber yaralanır kanarız

Her nefesde aşk ile Yaradan'ı anarız

Erenler meydanına vahdet ile gir de gör

Kırk Budak’lı şamdanda, Kırk’ımız bir yanarız

            * * *

Malım, mülküm, servetim, hepsi evde kaldı

Oğlum, kızım, akrabam, geçtiğim yolda kaldı

Dostlarımdan birisi, benden hiç ayrılmadı

Allah için yaptığım iyilikler bende kaldı

            * * *

İlim, irfan mürşittir karanlıkları koğar

İnsanları cehalet, gaflet bunaltıp boğar

Gönüllerde parlayan, o saadet güneşi

Şark ile garp'den değil, gerçek inançtan doğar.

            * * *

Eğer Hakk’a talipsen, her an ona doğru ak

Kâinat kitabına, irfan gözü ile bak

Ayağa kalkacaksan bâri hizmet için kalk

Yolumuzun esası, çalışmaya bağlıdır

            * * *

 Âdem'de değil mi sohbet mesani

Âdem'de değil mi Ayet- el kürsî

Sen seni bilirsen yüzün Hüda'dır

Bilmez isen, hak senden çok  cüdadır

             * * *

Haşa ki semahımız oyuncak değildir

İlâhî bir aşktır salıncak değildir

Her mik ki semahı bir oyuncak sanır

Cenaze namazı kılınacak değildir

            * * *

Seninle içmiştik vahdet şarabı

 

2 - HACI BEKTAŞ VELİ'YE AİT OLMASI MUHTEMEL ŞİİRLER

                                   — I —

Haktan emrolundu geldim cihana

Gözüm açtım mail oldum uyurca. (ol burca)

Kâmil oldum, hakk kelâmın okudum,

Elif kaddim, dal yazıldı uyurca (ol burca)

            * * *

Konaktan bezirgan çıkagörünce

Ne gündüzüm gündüz, ne gecem gece.

Bir burç vardır cümle burçlardan yüce,

Muhammed mirac'a çıkar uyurca (ol burca)

            * * *

Alnımıza yazılıptır yazılar,

Mürid olan mürşidini arzular,

Yeryüzünde yer kalmadı gaziler

Ar yüzünden bir yol gider uyurca (ol burca)

            * * *

Gökte uçan Cebrail'dir biridir,

Bir gül vardır Muhammed'in nurudur, (teridir)

Bir kapusu Şah- ı Merdan Ali'dir,

Elvan elvan nurları yağar uyurca (ol burca)

            * * *

Hacı Bektaş hep arayıp bulmuşam,

Erenler deminden bir pay almışam,

Bir hakikat deryasına dalmışam

Her gönülden bir yol gider uyurca. (ol burca)   

                        -II-

Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde

Hakk'ın yarattığı her şey yerli yerinde

Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok

Noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde (gönlünde)

                        -III-

Sevgi muhabbeti kaynar yanan ocağımda

Bülbüller şevkle gelir, gül açar bağımızda

Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda

Arslanlar, ceylanlar dosttur kucağımızda            

                         -IV-

Dervişlik, hırkada, taç'da değildir

Hararet nardadır, saç'ta değildir

Her ne arar isen insanda(kendinde) ara

Kudüste, Mekke'de, Hac'da değildir

                        * * *

Sakın bir kimsenin, gönlünü yıkma

Gerçek erenlerin, sözünden çıkma

Eğer insan isen ölmezsin korkma

Âşığı kurt yemez uc'da değildir

                      -V-

Candır el-Hak, Hakk’ı bilen bulandır

Elbet abdal, Hakk’a hayran olandır

Şu geçici yalan dolan dünyada

Gönlü herdem sevgi ile dolandır

                    -VI-

İri olalım, diri olalım

Kutsal inancın Pir’i olalım

Gel gönül verelim Hakk gerçeğine

Her zaman Bir’in biri olalım

                    -VII-

Önce nefse ve eline sahip ol

Sonra gayret et beline sahip ol

Kişinin başına dert açabilir

Aman dikkat et diline sahip ol

                   -VIII-

Pâ-bürehne kazak abdal ü fena fahr-i mezid

Fakr ile fahr idenün daim ola fakr-i mezid

Çihar-darb ile beka milkine sultan geçinir

Genc-i tecrîde miyan-bend ile pâlheng kilid

                           ( HHBV.Velâyetnâmesi’nden) 

                        -1-

İlim irfan mürşittir karanlıkları kovar

İnsanları cehalet gaflet bunaltıp boğar

Gönüllerde parlayan o saadet güneşi

Şark ile garpten değil, gerçek inançtan doğar

                        -2-

Eğer Hakk’a talipsen, her an ona doğru ak

Kâinatın kitabına irfan gözü ile bak

Yolumuzun esası çalışmaya bağlıdır

Ayağa kalkacaksan bâri hizmet için kalk

                        -3-

Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde

Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde

Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok

Noksanlık eksiklik senin görüşlerinde

                                                     -4-

Hikmet arar isen özüne bir bak             Aslolan gözü nur gönülden gelir

Arap’ta, Acem’de, Rum’da arama           Sevgi muhabbette asuman erir

Hakikat nurunun aslı hakikat                  Ebedi sevgiyi bu toprak verir

Aynada yansıyan nurda arama               Kudüs Arafat’ta, Tur’da arama

 

Özünü bilenler özrü silendir                    Varlık umanında bir göz olda bak

Turaplık rızayı teslim edendir                 Vahdet ateşinde benliğini yak

Gerçek abdal Hakk’ahayran olandır        Ayağa kalkarsan hizmet için kalk

Kibir ile gurur burda arama                     Zulmedenden olup zorda arama

                                                -5-

Nebiler serveri nezih nurunda                 Çalab’ın hünerli bâtın ilmine

Hû deyip dünyaya gelenlerdeniz             Birliğin dirliğin açan gülüne

Şah-ı velâyetin hayat suyunda               Döndükçe devranın kemal sırrına

Aşkı muhabbetle içenlerdeniz                 El el El Hakk’a erenlerdeniz


Gönlümüz Kâbedir, Hakk insandadır

                        Kâinatta mevcut her şey candadır

                        İncinsen incitme hikmet ondadır

                        Biz ölmezden evvel ölenlerdeniz (Baki Yaşa Altınok, age.s.197-198)

                        ***

Kudret eliyle kurulmuş, yıkılmaz yapımız bizim

Aşk kalemiyle yazılmıştır, silinmez tapımız bizim

Yaradana sığınıp bize umutla gelenlere

Ezelden ebede kadar açıktır kapımız bizim

                        ***

Ey yolcular! Bu diyardan yavaş yavaş geçiniz

Bahçemize girdinizse, gülünüzü seçiniz

Allah, Muhammed, Ali, Şâh Hüseyin aşkına

Serçeşme’nin kaynağından Abu Kevser içiniz.

                        ***

Ey dünyanın varlığına hırslı sarılanlar

Vermeyip yedirmeyip yük altında kalanlar

Bir gün başkasına kalır hırsla toplananlar

Hasretle ayrılırlar, ahrete yollananlar

                        ***

Haksızlığa uğramazsın, sahip isen eline

Devasız derde düşmezsin, sağlam isen beline

Bu erenler buyruğudur, can-u gönülden dinle

Belâlara uğramazsın hâkim isen diline.

                        ***

Hakk’a tâlib olan kişi, başka murâd isteme,

Dostun seninle beraber, başka vuslat isteme,

Bu dünya salt bir sofradır, arzular gelir geçer

Eğer bizi buldun ise, başka murâd isteme.

                        ***

Ab-u Hayat ile Kevser, yüce yayla bizdedir

Mecnun’u çöle salan, sevdali Leyla bizdedir

Okuma bilirsen tâlib, kendi kitabına bak

Musa’nın Tûr-u Sina’sı sırr-ı Mevlâ bizdedir.

                        ***

Edep erkânla bağlıdır ayağımız başımız

Güllerden koku almıştır toprağımız taşımız

Soframızda bulunan lokmaların hepsi helâldir

Yiyenlere iman olur ekmeğimiz aşımız

                        ***

Muhabbetle açan gülü aşkla dermek isterim

Yaşıyorken dostlarımı görüp sevmek isterim

Dünya ahret kaygısını içerimden çıkarıp

Gönlümü dost lisanına ağız yapmak isterim

                        ***

Helâl kaynamayan aş aştan sayılmaz

Hakk için akmayan yaş, yaştan sayılmaz

Gövdem üzerinde başım var deme hiç

Secdeye inmeyen baş, baştan sayılmaz

                        ***

Rengimiz güldür bizim, gül gibi açarız

Gönüllere aşk ile sevgileri saçarız

Hakikat yolunda aşk yüzümüz var bizim

Olduğumuz gibiyiz hep öyle kalırız

                        ***

Gönül evini süpürüp temizle

Sevgilinin yerini ve makamını hazırla

Çünki sen çıkarsan o da az gelir

Cemalini sana sensiz gösterir

                        ***

Buna ne beyan sığar ne ayan

Ne ben, ne biz, ne bir belirti ve isim

Zikir ve zakir hepsi tamamen yok olur

Sadece zikredilen varlık kalır geride, o kadar

                        ***

Gönül kâbesine girmesin hülya

Nefsine hamkim ol düşme bed hûya.

Kirleri arıtan baksana suya,

Hep yüzü yerlerde, burc’da değildir

                      B ) KISA METİNLER  

I —  MAKÂLÂT'TAN  BAZI SEÇME  PARÇALAR

— "Vay ona ki, içinde kibir ve buğuz ve buhulluk (cimrilik) ve tamah ve öfke ve gaybet ve kahkaha ve maskaralık, bunlardan maada nice dürlü şeytan fiili ola; dışarıdan su ile yunup arınır mı? Şöyle bilesin kim arınmaz. Ve bu dediğimiz nesnenin biri bir kişide olsa, onun cümle taatı ve ibadeti ve ameli cümlesi boşuna olur. Vay ona ki, sekiz dürlüsü dahi bir kişide olursa hali nice ola. Pes ol kimse mutlak şeytan olur. Zira şeytanın şeytanlığı bu sekiz dürlü nesnededir."

— "Amma, her kişi kim iman ten üzredir derse hatadır. Eğer can üzredir derse hatadır. Pes şöyle bilmek gerek kim, iman akıl üzredir."

— " ... Amma bizim sözümüz budur kim, rahman aslı kangidir, şeytan aslı kangidir. Bunu bilmek gerek. Pes imdi bilmek gerekkim, rahman aslı imandır. Şeytan aslı gümandır. Velakin imana güman katmak düşvardır (zor). Zira kim, iman akıl üzeredir. Akıl sultandır, ve ten içinde naibdir. Pes, sultan gitse naib (vekil) nite dura. Mesela iman bir hazinedir. İblis uğrudur. Akıl hazinedar dır. Hazinedar gitti, uğru hazineyi nitti."

— "… Ve dahi bir kavilde iman koyundur, akıl çobandır, iblis kurttur. Çoban gitti, kurt koyunu nitti." (Hazret-i Pir’in bu sorusu hepimize yöneliktir, ey talip, derinlemine oku ve anlayarak gereğini yap !)

— "…Dahi bir kavilde iman süttür, akıl bekçidir, iblis ittir.Üçü dahi bir evde bir yerdedir. Bekçi evden gitti. Süt bekçisiz kaldı, it sütü nitti."

— " …Ve hem dünyada âlimler var. Kimi fıkıh, feraiz ilmin, kimi tefsir   ilmin, kimi nahv ilmin, kimi hakikat hikmet ilmin bilürler.Kimi beyan bilür, kimi hendese bilür."(Sen insanı ve evreni bil, gerçekleri ara bul!)

— "…Ve hem dünyada baği var. Pes nefes bağidir, nefese dileğin vermek dokuştur. Dünyada cuhud var, tersa var. Hilaf etmek var. Pes, günaha muti olmak cuhudlara benzer. Şer'e boyun vermemek tersaya benzer. Tamah kılmak hilafa benzer. Öykelenmek aslana benzer. Boşamak kakımak yılana benzer. Minnet bilmemek hiç nesnedir. Cehil gibidir. Kalennebi (Muham med buyurur) 'Küllü şey'in şey'i el cehli la şey'i'. Manâsı budur kim, her nesne nesnedir, cahil hiç nesnedir" (Makalat) (abç)

— "…Her kim Hakk teâlâya gönülden tanıklık vermezse mutlak kâfirdir. Yahut dil tanıklık verüp gönül inanmazsa münafıktır".

— " ... Pes imdi için dolu kibirdir ve hasettir ve bahıllıktır ve, tama ve öyke, ve gaybet ve kahkaha ve masharalıktır. İmdi kangi Kitapta buyurdukim, bunların biri, iman ehli içinde olur."

-Dört kişi dört türlü nesneye dayanmıştır. Bunlardan üçü helâk olmuştur.Dördüncüsü olan Muhammed Mustafa ise muradına kavuşmuştur. Pir Makâlât’ında bunu şöyle anlatır: “…Önce Allah’ın lanetlediği İblis ateşe dayandı, ona ‘dostum‘ dedi. Çalap Tanrı katında güç yoktur. Dostu dosttan ayırmayayım, dedi. Sonunda İblis’i ateşe attı. İkincisi; Firavun kıptîlere ‘dos tum‘ dedi. Sonunda onları görürken gark oldu(boğuldu). Üçüncüsü; Karun, malına güvendi. Sonunda malıyla (birlikte) yok oldu.Dördüncüsü; Muhammed Mustafa (s.a.v.) Allahu Teâlâ’nın yakınlığı na ve dostluğuna dayandı.Hakk Sübhânehû ve Teâlâ, dostu dosttan ayırmayayım, dedi.“ (Makalat s.29).Hz Muhammed’i habibullahı olarak kabul etti.

Gül-ü reyhân(reyhan çiçeği) dedikleri “aşk çiçeği“ni yani Aşk denilen Allahü Teâlâ’nın kendi ateşini o ateşin ocağı olan erenlerin gönlüne düşürdü.

Prof. Dr. Esat Coşan, Hacı Bektaşi Veli'nin Makalat adlı yapıtının en yetkin örneklen dirmesini yaparak bu kitabı karşılaştırmalı şekilde derleyip yayınlamıştır. Ancak Esat Coşan Hacı Bektaş Velinin ehl-i sünnet olduğu nu iddia ederse de bu hem tarihi gerçeklere, O'nun kültürel ve tarihsel yaşamına, ilke ve öğütlerine tamamen ters düşer; hem de yapıt larının içeriği ile asla bağdaşmaz. Kaldı ki, Makalat, Hacı Bektaş Veli'nin, ehli sünnet olmadığını açıkça gösterir kanıtlar içer mektedir. O şeriatı, namazı, haccı vb. şekli durumları reddetmiş, gönül ibadetini, Tanrı'ya sevgi ile bağlanmayı öne çıkarıp öngörmüştür. İnsanın kalbinin, huyunun, karakterinin temiz olması gerektiğini savunur. Abdest alarak insanın temizlenmeyeceğini, asıl temizliğin içimizdeki şeytanı yenmekle olacağını söyler. (R. Yörükoğlu, Okunacak En Büyük Kitap İnsandır s: 178).

Hacı Bektaş Veli, enginlik, eşitlik, kardeşlik, barış, dostluk ummanının piri ve  bekçisidir. Onun izinde yürüyenler yollarda kalmaz, onun ışığı ilimdir, çalışmadır, kişiye yol gösterir. Onu yormaz, fikren doyurur, olgunlaştırır, gönlünü sevinçle, sevgiyle doldurur.Hacı Bektaş Veli, insanların gönlüne sadelik, sakinlik/dinginlik, esenlik, ümit, doğruluk, eşitlik, güzellik serer.

 II-MAKALAT-I GAYBİYYE’DEN (s.7-8):

“O, derviş Allah’ın adını anmayı (zikir)dilinden düşürmemeli ve gönlünde Allah’ın adını anmaktan başka bir şeye yer vermemelidir. Talibin meramı ve şikâyeti Allah’tan başkasına olmamalıdır. Çünkü gönül Allah’ın göründüğü ve baktığı yerdir.Oraya O’ndan başkası için yol yoktur.

            “İsterim ki, yüreğimden yabancılarla sohbetin kökünü kazıyayım

            Gönül bahçemde dost fidanından başkasına izin vermeyeyim

            Dünya ve ahiret gamını gönlümden çıkarayım

            Ev ya uyumak yeridir ya da dost yeridir

            Sabah akşam kendimden geçinceye kadar Allah’ın adını anmakla meşgul olayım

            Seherde seni anıyordum/Sabah seni görüyordun/O, istek belirtisidir

            Bu da seherin sonu olur(aktaran:Emrah Dindi, age.s118-119)

Ulu Pir'in görüş ve düşünceleri hep Tanrı'ya O'nun sevgisine, güzelliğine, adlarına yöneliktir.

III — KİTAB -ÜL FEVAİD (FEVAİDNAME) ' DEN SEÇMELER

                                -1 -

   -Fakr âleminde her türlü varlığın belirtilerinden soyutlanmak en iyisidir.

   - İlâhî aşkın kıssasında dilsiz olmak en iyi davranıştır.

   -Yâ Rabbi! Muhabbet şarabından bana bir kadeh ver,

      ve mutluluk bardağından da iyi bir sonuç ver.

    -Senden dileğim, dileksizlik amacından başka değildir.

    -Ey dileklerin amacı olan Hak, benim dileğimi  ver!

    Yâ Rab! Bana yokluğun kutsal yerinden sevdiğimi ver,

    Umulur ki yoklukta işim daha iyi olsun.

    -Fânîlik yolunda beni ne muhtar kıl ne mecbur kıl.

   -Yalnız Ahmed-i Muhtâr'ın ayağını başıma koy.(Kitab-ül Fevaid s: 6)

                        — 2 —

İki âlemin yüz karalısı ol sen bugün,

Ki yarın lâ'l yüzlü olmak yakındır.

Öyle bir renkle ol ki hiç bir rengi tutmasın,

İki cihanda yüzü karalık budur.(Kitab-ül Fevaid s: 7)

                       — 3 —

Beyan yolunda koşan at çok sür'atlidir,

Korkarım elimden yular kaçacak.

Dost her lahza da sana bakmaktadır,

Sen O'ndan gaflet edince o senden vazgeçer.(Kitab-ül Fevaid s: 9)

                        — 4 —

Biz olduğumuz gibiyiz ve öyle de olacağız,

İki âlemde bu gün de yarın da.

                        — 5 —

Dosttan gayrı dost aramak

Fesâd-ı muhabbet ve butlân-ı mârifettir.

                        — 6 —

Havasını  ele, aydınını bana haber verir misin?

-Her ne ki senin gönül bağındır o  Hüdâ'ndır.  (Kitab-ül Fevaid s: 12)

                        — 7 —

Eğer ilerlemek istiyorsan herkesin önüne atılma!

Merhem ve mum gibi ol, diken olma.

Hiç kimseden sana fenalık gelmesin istersen,

Fena sözlü, fena düşünceli ve fena huylu olma!(Kitab-ül Fevaid s: 16)

                           -8-

-Dünya, mezbele (çöplük) dür. Dünyaya tapanlar da hiç bir halde ondan ayrılamazlar .Unutma.                             — 9 —

- Fakr'dan korkan, münafık olur.(Kitab-ül Fevaid s: 19)

                     — 10 — 

-Ey ki sen daima tevbecisin,

Ne vakit bu tevbeden tevbe edeceksin onu söyle?(Kitab-ül Fevaid s. 20)

                          -11-

— Hacı Bektaş Velî Hazretlerinden semâhı sordular. Dedi ki:  

Semâ/semâh; hakîkat ehline müstehaktır, ilim ehline mübahtır, fısk ve fücûr ehline

haramdır.(Kitab-ül Fevaid  s: 12)

                         - 12 –

Hazret-i Bektaş-i Veli (Tanrı aziz sırrını kutsasın), kendi dervişlerinden birini üzüntülü

gördü ve buyurdu: Senin gönül darlığın, fenalığa gönül vermektendir. Ne zaman ki bu

 cihandan uzaklaşırsın ve gönlünü fenalığa yöneltmezsin, dâr yürekli olmazsın.

Ve buyurdu ki: Azâd (özgür) odur ki: Kimsenin incitmesinden incinmez. Civanmerd

(yiğit)  odur ki hak edeni de incitmez. (Kitab-ül Fevaid  s: 28)

                          -13 -

Hazret-i Bektaş-i Veli  buyurdu ki:

Cenâb-ı Hakk'ı uykumda gördüm, dedim:

Sana varan yol hangisidir

Buyurdu: Kendinden geçince erişirsin.(Kitab-ül Fevaid  s: 40)

                       — 14 —

İnsanın cemali, sözünün güzelliğidir. Ve kemâli, işlerinin doğruluğundadır.

Yani insanın ziyneti ve güzelliği, sözlerinin iyiliğindedir. Kemali de

 işinin dürüstlüğündedir.(Kitab-ül Fevaid  s: 46)

                      — 15 —

— Dört şey büyüklüğe delildir:

İlmi aziz tutmak, haramdan sakınmak, devlet büyüklerine saygı göstermek.  

Hak yolunda gidenlerle durup oturmak.(Kitab-ül Fevaid  s: 51)

                     — 16 —

Beş şey mutluluğun delilidir:

Doğru sözlülük, güzel ameller (ibadet ve işler), olgunlaşma için gösterilen çaba,

helâlinden rızık arama ve hâl ehli dervişlerle sohbet. (Kitab-ül Fevaid  s: 52)

                       — 17 —

— Beş şey her şeyin en yazığıdır:

Güneşe karşı yanan ışık,

Görmeyen göze karşı güzel yüz,

Çorak toprağa karşı güzel yağmur,

Karnı toka karşı hoş bir yemek,

Ve ahmaka karşı hak söz. (Kitab-ül Fevaid  s: 57)

                       — 18 —

 Din büyüklerinden âlimler, padişahlardır. Ve dervişler takva üzere şahlardır.Âlimlere fikir lâzımdır, dervişlere zikir. Zira ki fikirsiz âlim serabdır, zikirsiz derviş yapraksız ağaçtır. Fikirsiz âlim Nuh'suz gemidir, zikirsiz derviş ruhsuz kalbdir. Fikirsiz âlimTur'suz Musa'dır ve zikirsiz derviş nursuz kandildir. Âlimlere ilim gerek, dervişlere velâyet.

Nefsin boynunu vur huzur bul; Ben beyan ettim din yoluna sülûkü.(Kitab-ül Fevaid  s: 59)

                        — 19 —

Bir gün padişah Hazret-i Bektaşi Veli'ye demiş:

— Benden bir şey iste. Cevabında buyurmuş ki:

— Sineği benden uzaklaştır.Demiş ki:

 — Ben sineğe hükmetmeğe kadir değilim.

Öyle ise deyip, buyurmuş:Sen sineğe hükmedemezken, bize ne verebilirsin?

                        — 20 —

Hakk’a ki bizim semâ'mız oyuncak değildir

İlahi bir sırdır mecâzi değildir

O kimse ki semâ'ı bir oyun sayar

O cifedir (pisliktir) namazı kılınır şey hiç değildir.

                      — 21 —

Şu beyan olunur (açıklanır) ki:

Arif'den her ne zuhur ederse, onu Cenâb-ı Hak'dan geliyor görmek lâzımdır. Zira ki ârif mevt-i surî'den (maddi, bedensel ölümden) önce ölmüştür. Cenâb-ı Hak onda tasarruf eder (özgürce davranır, hizmet ettirir) Cenâb-ı Hak'kın kudret elleri için onun elleri öyle bir araçtır ki bir katibin elindeki kalem gibidir. (Kitab-ül Fevaid  s: 75)

                         — 22 —

Ne her bildiğin dert söylenebilir

Ne de her bulduğun inci delinebilir

                       — 23 —

Bir şemse seninle söylemiştim ve geçtim

Bâkisini işttiklerine kıyas et

                     — 24 —

Ağyar (yabancı) sohbetinin kökünü kazmak isterim

Gönlümü yalnız dostun lisanına ağız yapmak isterim

Dünya ve ahiret gamını gönülden çıkarmak isterim.(Kitab-ül Fevaid s: 90)

                    — 25—

Yârabbi! Beni iki cihan hakkında emsalsiz kıl

Fakr tâcı ile beni serfiraz kıl      

 Taleb yolunda beni mahrem-i Râzık kıl

Ve sana erişmeyen yoldan yüzümü çevir.  (Kitab-ül Fevaid s:100)

                   — 26—

— Sevgiyle dol.

— Huzur ve mutluluk teslimiyettir.

— Kendini temizleyemeyen başkasını temizleyemez.

— Dünyada özünü düzelten  ahrette azaptan kurtulur.

—Ayağa kalkarsan hizmet yapmak için kalk. Eğer konuşacaksan hak ile konuş.

— Nefsin boynunu vur huzur bul...(Kitab-ül Fevaid)

-Nefsin ardına düşersen rezil olur, utanırsın, aman dikkat et!

                                   ***

 

Yine Hünkar Hacı Bektaş Veli'ye ait olduğu öne sürülen:

                        "Malım, mülküm, servetim hepsi evde kaldı

                        Evim, dostum, akrabam (ahbabım) geçtiğim yolda kaldı,

                        Dostlarımdan birisi benden hiç ayrılmadı

                        İnanarak yaptığım iyilik(ler) hep bende kaldı,"

Koşutunun da Hz. Pir'e ait olmadığı, Makalat'ı Arapçadan Türkçe'ye çeviren güçsüz bir ozana ait olabileceği, bu düşüncelerin salt bir ağıt olduğu, kuru bulunduğu aynı araştırmacı tarafından öne sürülmüştür (N. Birdoğan a. g. e. s: 91).

Hüseyin Dedekarkınoğlu, Dede Garkın Süreğinde Cem, S.10, Yurt yay.2010 Ankara

  Hacı Bektaş Veli'ye atfedilen Arapça bir şiirden Bkz. J.K. Birge a.g.e. s: 130.

  N. Birdoğan bu şiirin 16. yüzyılda yaşamış Azeri şairi Kurbani'ye ait olduğunu ileri sürerek örnekleme yapmakta ve şiirin dili ile "uyarca" uyağının anlamsızlığını da vurgulamaktadır. (Nejat Birdoğan, Anadolunun Gizli Kültürü Alevilik s:90-91) Burada Kurbani’nin değişik bir şiirini vermek tedir. Acaba Kurbani, Hünkâr Hacı Bektaş’ın  şiirinin etkisinde benzer bir şiir yazmış olamaz mı, bu düşünülemez mi? Ayrıca şiirde kullanılan dil elbette 13. yüzyılın Anadolu Türkçesi değil, ama bu tür şiirlerin zamanla uyarlamalara, değiştirmelere, yani adaptasyona uğradığı herkes tarafından bilinen ve  kabul edilen bir olgu ve gerçektir, bunu unutmayalım.

"Hararet nardadır saçta değildir" dizesiyle başlayan şiirin de Kaygusuz Abdal'a ait olduğu birçok araştırmacı tarafından öne sürülmektedir.Kaygusuz Abdal'a ait şiir:

                        "Dervişlik h›rkada tacda değildir

                         Isılık od’dadır saç da değildir

                        Hakk›ı ister isen âdemde ara

                        Irak'da Mekke'de, Hac'da değildir."

Kaldı ki, Kaygusuz Abdal'ın, Hacı Bektaş’ın  Makalat'’ının  etkisi altında bütün düzyazı ve şiirlerini yazdığı  bilnen ve hemen göze çarpan bir gerçektir. Bu şiir de böyle bir etki ile yazılmış veya alınmış  olamaz mı? Hacı Bektaş’ın hiç şiir yazmadığı görüşü dayanaktan yoksun olduğu için katılamıyoruz. Şiirleri okuyucunun taktirlerine bırakıyoruz. Çünkü benzeri durumlar yazınımızda çok görülen bir olgudur..Bizim de elimizde iddianın aksini kanıtlayacak bir bilgi ve belgemiz yoktur.

 

Hacıbektaş Kayı köyünden Derviş Dede Bedri Karatoprak’ın el yazması risalesinden aktaran: Baki Yaşa Altınok, Alevilik Hacı Bektaş Veli, Bektaşilik. s.196-197

Hasan Süzer Arşivinden ve Lütfi Kaleli, İslâmda Kadınlar, Alev Yayınları, İstanbul, 2005,  s.176-177

Emrah Dindi, Alevi-Bektaşi Geleneğinde Kur’an Anlayışı, s 119

Kevser Yeşiltaş, Işık Eri Hacı Bektaş Veli, Sınır ötesi yayınları, İstanbul, 2012, s.10

Hacı Bektaş Veli'nin Kitab-ül Fevaid (Fevaidname) deki beyt, kıt'a ve rubailerin Hz. Pire mi, yoksa başka şairlere mi  ait oldukları konusunda bir açıklık yoktur. Ne yazık ki, bu hususta elimizde yeterli  kanıt, belge ve bilgi de bulunmamaktadır. Doğrusunu Allah bilir demekten başka elimizden bir şey gelmiyor, gerçekte araştırmak , arayıp şiir ya da beytin sahiplerini bulmak gerekir.